LENİNİZM (PROLETARYA İKTİDARI)

Bizi büyüten elleri nasır tutmuş emekçi iktidarı için. Alpay ÖZMEN

Din Üzerine

9/4/2008

   Dünyaya ,bilhassa insanlara uzaktan-tarafsız olarak bakacak olusak bu gün koşullarında insanların beyinlerindeki düşünceler akla aykırı ve mantıktan uzaktır.
   Sapkın kavim olarak tanımlanan bi ihtimal helak olmuş kavimler somut bir tanrıya tapardı, günümüzde ise soyut.  İnsanlığa uzaktan bakan biri için bu iki kavramında hiç farkı yok aslında.
   İşte insanlığın en  aciz ve aptan olduğu durumlardan biridir: etkilenmek ve buna bağlı olarak doğru yada yanlış fikirler üzerine bağnazlık.

   Bireyin içinde bulunduğu toplumun yanlışlarını görmek ve belli düzeyde , aklı başında insanları taraftar edinmek dünyanın en bütük erdemidir ki bu erdemli kişiler dönemin sözde bilge özde yobazları tarafından katledilmiştir.
   Ateizm olarak tanımlanan: tanrının varlığını irdeleyip kafasındaki sorulara cevap bulamayan insanların ortaya attığı bir ideolojidir.  Temel sorun ''Nerde''dir İlk insandan bu zamana kadar ortaya çıkmış inançların hiçbirinde bu soruya yanıt yoktur. Bu soruyu irdelemeleri sonucuelleri boş kalan insanların akımıdır ateizm.

   Zeki insan inancına körü körüne bağlanmaz.Bu acizliktir,aptallıktır. Tek dayanakları vardır soyundan artakalan , kulaktan doğma bi kaç hurafe. Bu konuda Marx'a bi miktar katılıyorum,'din baskı altında ezilen toplumun afyonudur'....  Sınırlarını zorlayan insanlar bu afyonun yararlarının yanında zararlarını da görürler.
   Bu güne kadar birkaç soylunun insanların beynini yıkamak için ellerinde bulundurdukları en büyük koz Dindir
  DİN ADAMLARI OLMADAN......
   Eğer bu mümkün olabilirse yaşanmış en saf ,yozlaşmamış ve birkaç zorbanın maşası olmamış bir din ortaya çıkar.
   Din adamları niye vardır?
   Bu sorunun cevabı çok açık.İşte insanın aciz bir yaratık olduğunun kanıtıdır bu. Bir yol gösterici olmadan doğru yada yanlışı bulamaz. İnsanlık belli bir düzeye gelip sınıfsız topluma ulaştığında dünya üzerinde din adamları bulunmayacaktır.
                                                                            Alpay Özmen

SOVYET BAŞI ÖNDER LENİN,

1-Emperyalist Hükümetler aleyhine 26 Nisan 1920 harekatı ve bunların tahakküm ve esareti hakkında bulunan mazlum insanların kurtulması amacını güden Bolşevik Ruslarla işbirliği ve harekatı kabul ediyoruz.


2-Bolşevik kuvvetleri Gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut takip edeceği siyaset ve göstereceği tesir ve nüfusla Gürcistan'ın da Bolşevik ittifakına dahil olmasını ve içlerindeki İngiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere, bunlar aleyhine harekata başlamasını temin ederse Türkiye Hükümeti de emperyalist Ermeni Hükümeti üzerine askeri harekat icrasını ve Azerbaycan Hükümetini de Bolşevik devletler zümresine ithal etmeyi taahhüt eyler.

3-Evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri tart ve ileride emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz için dahili kuvvetlerimizi organize ettirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane vesaire harp vesaiti ve sıhhiye malzemesinin ve yalnız doğuda harekat icra edecek kuvvetler için erzakın Rus Sovyet Cumhuriyetince temini rica olunur.
Yüksek hürmetlerimin ve samimi duygularımın kabulünü rica eylerim.

T.B.M.M. Reisi
Mustafa Kemal

SİNSİ 'MHP'

6/2/2008

  Türban konusunda  mhp'nin bu ölçüde destekçi olması basınına göre şaşırtıcı bir durum . Ama  ben şaşırmadım.
  Uzun bi müddet sessiz kaldılar.
Amaçları son seçimlerde AKP ye kaptırdıkları seçmen kitlesini, geri kazanmak. Yani uzun bi aradan sonra tekrar kendilerini kanıtlama uğraşına girdiler.
Bunu cumhurbaşkanı seçimleri döneminde de yapmışlardı.
MHP' den bazı millet vekilleri Abdullah Gül adaylığını onaylarken bazıları da karşı çıkıyordu.Bu sayede iki tarafada oynayabiliyorlardı.Hem muhalefet partisinin gereğini yapıyor hemde AKP ye kaptırdığı seçmen kitlesini geri kazanmaya çaşlıyordu.
  MHP bu gün türban yasağaının kaldırılması konusundaki desteğinin tek bir amacı vardır önümüzdeki seçimler de AKP ye alternatif olabilmek.

 Din, kişinin özel sorunu olarak kabul edilmelidir. Sosyalistler, din konusundaki tavırlarını genellikle bu sözlerle belirtirler. Oysa herhangi bir yanlış anlamaya yol açmamak için bu sözlerin anlamı kesinlikle açıklanmalıdır. Devlet açısından ele alındığı sürece, dinin kişisel bir sorun olarak kalmasını isteriz. Ancak, Partimiz açısından dini kişisel bir sorun olarak göremeyiz. Dinin devletle ilişkisi olmaması, dinsel kurumların hükümete değin yetkileri bulunmaması gerekir.
      Herkes istediği dini izlemek ya da dinsiz, yani kural olarak bütün sosyalistler gibi ateist olmakta tamamen özgür olmalıdır. Vatandaşlar arasında dinsel inançları nedeniyle ayrım yapılmasına kesinlikle göz yumulamaz. Resmi belgelerde bir vatandaşın dininden söz edilmesine de son verilmelidir. Kiliseye ve dinsel kurumlara hiçbir devlet yardımı yapılmamalı, hiçbir ödenek verilmemelidir. Bunlar, devletten tamamen bağımsız, aynı düşüncedeki kişilerin oluşturduğu kurumlar niteliğinde olmalıdır. Ancak bu isteklerin kesinlikle yerine gelmesi halinde, kilisenin devlete Rus vatandaşların ise kiliseye feodal bağımlılıklarının sürdüğü, (bügüne kadar ceza yasalarımızda ve hukuk kitaplarımızda yer alan) engizisyon yasalarının var olduğu ve uygulandığı, insanları inançları ya da inançsızlıkları nedeniyle cezalandırdığı, insanların vicdan özgürlüğünü baltaladığı ve kilisenin şu ya da bu afyonlamasıyla hükümetten gelir ya da mevki sağladığı utanç verici geçmişe son verilebilir. Sosyalist proletaryanın modern devlet ve modern kiliseden istediği, kilise ile devletin birbirlerinden kesinlikle ayrılmasıdır. 
                                                                                           V. İ. LENİN

Ürettikleri iftiralarla genç beyinleri kirletiyorlar, etki alanlarına aldıkları kişilerde Atatürk'e ilişkin kuşkular doğuruyorlar. toplumumuzda inceleme, araştırma alışkanlığı olmadığından ve bilgisiz düşünceye, kanıtsız kanıya sahip olma kolaycılığı yaygın olduğundan, bu kuşku zamanla düşmanlığa dönüşüyor.

işte bu durumda amaçlarına ulaşmış oluyorlar.

kişileri demokrasi karşıtı, laiklik düşmanı yapabilmek için önce, islamiyet'i saptırarak, yozdinsel söylemlerle, demokrasi ile laikliğin tanrı'ya karşı gelmek olduğunu, müslüman'ın laik olamayacağı(tayyip erdoğan'ın bir söylevi) yalanını aşılıyorlar. sonra, Türkiye'deki müslümanları dinsiz laik düzene sokanın Atatürk olduğunu, Atatürk'ünse hain, namussuz ve islamiyet düşmanı bir dinsiz olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. bu iki aşılamanın tuttuğu kişi, Atatürk, cumhuriyet ve laiklik düşmanı olup çıkıyor. hem de kemikleşmiş biçimde. gerçekleri göremeyecek kadar körleşiyor. birey olarak yaşamını, bağımsızlığını, Atatürk'e borçlu olduğunu; Atatürk sayesinde bir yurda, devlete kavuştuğunu artık göremiyor, düşünemiyor. doğruyu görebilse Atatürk büstüne, heykeline saldırabilir mi? heykellerine put gözüyle bakabilir mi? ders kitaplarındaki resimlerinin gözlerini oyabilir yada bıyık-sakal çizebilir mi?
DÜŞÜNSENİZE ATATÜRK'ÜN RESMİNİN ÜZERİNE SAKAL ÇİZİYORLAR.